15 Ocak 2012 Pazar

the international‘ı bu akşam yeni Star'da izledim yan gözle… yan gözle diyorum, çünkü bilgisayarıma yoğunlaşmış vaziyetteydim. haliyle filmin konusuymuş, aksiyonuymuş, oyunculuk nasılmış… hiiiççç umrum olmadı. ama öyle bir sahne geldi ki, elimde iş güç ne varsa bıraktım, kilitlendim televizyona. adamlar guggenheim'ın altını üstüne getirirdiler. bunlar dışın dışın yapcaklar diye, duvarlar oldu mu delik deşik… güzelim cam ışıklığı da indirdiler aşağı komple… içim gitti içim… o sebeple afişler arasından müzeye gönderme yapan bu versiyonunu seçtim. fırsat bulursam yeniden izlicem. çünkü başından itibaren dikkatle izlemediğim için yarım yamalak kaldı aklımda. filmin son sahneleri ise istanbul'da geçmekte… haluk bilginer ise usta oyunculuğuyla çok hoştu.
izleyiniz…. 

12 Ocak 2012 Perşembe


BURADA ENGELLENDİM!

buradaengelledim.com, başkaları tarafından konan engellerle baş edebilmek ve bu engelleri kaldırabilmek için seslerini duyurmayı amaçlamaktadır… yürürlüğe giren 5378 sayılı kanunun gerekli düzenlemelerin yapılması için belirlediği son tarih 7 Temmuz 2012. Eksiklerin bu tarihe kadar tamamlanabilmesi için sizler de engellendiğiniz yerleri siteye bildirebilir, sesinizi duyurabilirsiniz…
son günlerde to do listimdekilerin üstünü sırayla çiziyorum… hala eksikler var ve kimilerini de boşvermiş durumdayım kimin umrunda. olduğu kadarıyla artık. mesela atladıklarımdan biri, masama şirinlik abidesi küçücük bir çam ağacı almaktı. ne var ki aramaya çok vaktim olmadığı gibi, bulamadım da… üstelik yeni yıla çoktan girdik.
raflarımda eksiklikler vardı. pek değerli kitaplarımı yerlerine yerleştirdim ve bu iş de tamamlandı. aylar evvel yargıcı'da bırakmış olduğum trençkotumun yaka aksesuarını, bunca geçen zamana rağmen hala sakladıklarını öğrendim. mağazadan aldırıp eve getirdim. =) 
her geçen gün yeni şeyler eklemeye devam ediyorum. bu to do list hiç bitmez….
hadi bakalım… bir gün daha başlıyor… =)

6 Ocak 2012 Cuma

5 Ocak 2012 Perşembe

moda ve danslarımız yıllar içinde nasıl şekillenmiş görelim =)

3 Ocak 2012 Salı

arkitera dün sormuş: ey mimarlar, mimarlığı seviyor musunuz? ve eklemişler “her sabah yeni bir güne başlarken mimarlığı seviyorum diyebiliyor musunuz?" 
ya siz? diyor musunuz? diyebiliyor musunuz?
her ne kadar twitter'a birçokları gibi ısınamasam da, konuyla ilgili söz söylemek isteyenler tweet'lerin sonuna #mimarligiseviyorum yazdığınızda, sesinizi duyurmuş oluyorsunuz… 
şu sıralar arkadaşım Ilgaz'ın yönetmenliğini üstlendiği ful yaprakları oyunu için iki dans sahnesi hazırlığındayım. kitabı yeni okumaya başladım ve nerdeyse bitmek üzere… günümüzde geçen ve sanal ortamda yalanlar üzerine kurulan ilişkileri anlatan trajik bir öykü… herkese tavsiye ediyorum.